Artrodez

29 Mart 2017

Eklemi dondurarak stabilitenin sağlanması ile eklem fonksiyonların artacağı konsepti Eduard Albert tarafından ortaya konmuştur. 1882 yılında poliomyelit sonrası paralizi olan hastanın ayak bileğine füzyon uygulanmıştır (5). Konsept diğer cerrahlar tarafından hemen kabul görmüştür Heusner ve Lampugnani kısa süre sonra ileri yaşta konienital kalça çıkığı olan hastada kalça füzyonu yaparak bunu bildirmişlerdir.

 

Artrodez, paralitik deformitelerde kullanılırken, eklem tüberkülozunun tedavisindegeniş kullanım alanı bulmuştur. Uzun zaman sonra klinisyenler eklem tüberkülozlu nadir vakalarda ilerleme durunca veya hastalık sonlanınca etkilenen eklemin dondugunu saptamışlardır. Atel ve frame ile yapılan ve iyi takip edilen konservatıf tedavinin amacı spontan ankiozu meydana getirmektir. Hugh Ower Thomas’ın kalça hastalıklarındaki tedavi prensibi “katıksız, kesintısız ve uzun süreli istirahata” dayanır. Tedavisinde öngörülen iyi nihai sonuç en iyi fonksiyon gördüğü pozısyonda ankiloze kalçadır. Şaşırtıcı olan şudur ki tüberkülozlu eklemin cerrahi artrodezinin, 1911 yılında Russell Hibbs’ın  New York’ta dizinde tüberküloz olan hastaya yaptığı operasyonu bildirene kadar yapılmamış olmasıdır.

 

 

Dizde füzyon yapılırken kıkırdak yüzeyin rezeksiyonu yapılarak iki adet spongioz göreceli geniş düz kemik yüzeyi karşı karşıya getirebilir, fakat asetabulum ve baştaki kıkırdak yüzey temizlendikten sonra cerrahın elinde karşı karşıya gelen spongiöz kemik sahası sınırlı bir adet kap ve bir adet soket kalır. Bu yüzden kalça tüberkülozu vakalarında ek olarak ekleme girmekten sakınılır. Bu sebepten dolayı birçok ekstraartiküler kalça füzyon tekniği tariflenmiştir. 1926 senesinde Hibbs kalça tüberkülozu olan hastalarda büyük trokanterin kaydırılarak pelvise sıkıştırılması ile yapılan ekstraartiküler füzyonun ilk takip sonuçlarını bildirmiştir. Büyük trokanter ile iliak kanat arasındaki mesafeye trokanter veya illiumdan alınan köprü greftlerin konması ile yapılan bu methodun birçok cerrah tarafından çeşitli varyasyonları elde edilmiştir.

 

Biyomekanik olarak tüm bu greftler sıkıştırılır. Greftin kompresyon altında olduğu ekstraartiküler kalça füzyonu için diğer operasyonlar hızlıca dizayn edilmiştir. Diğerlerinin denemesine rağmen tatmin edici iskiyofemoral füzyon sağlayan ilk cerrah Trumble’dır.  Bu metod İngilizler tarafından daha da geliştirilerek operasyona, deformiteyi daha iyi düzelten femoral osteotomi eklenmiştir. İyileşme periyodunda immobolizasyon plaster  of Paris spika alçısı ile yapılmıştır.

Kalça füzyonun kullanım, kalça tüberkülozu dışında İleri osteoartrit ve konjenital deformitelerin tedavisinde endike olmuştur. Sepsis halinin yokluğun da intraartiküler füzyon uygulanabilir. En basit tekniklerden bir tanesi Watson Jones tarafindan tariflenen üç kanatlı çivinin femur boyundan eklemi geçerek asetabuluma gönderilmesidir. Bu yöntem kalça hareketi ve deformitesi az olan hastalarda kullanışlıdır. Charnley bu tekniği femur başını şekillendirip asetabulum içine santral yerleşimi! delikten disloke ederek geliştirmiştir. Böylece deformite düzelmiş ve tam kaynama için daha iyi ortam sağlanmıştır. Bu teknik her vakada ek fiksasyon ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Kırık sonrası ınternal fiksasyondaki gelişmeler ve geniş plakların tanıtımı sonrası kalça füzyon tekniğinde kobra plakları kullanılmaya başlanmıştır. Bu plaklar femur üst ucunda başlar illiuma kadar uzanır ve mükemmel fiksasyon sağlarlar.

Posted in Diz, Genel, Kalça | Tags:

Leave a Comment